14 Ağustos 2010 Cumartesi
konumuz sen değil
bir pazar akşamı...
Penceremin arkasındaydım bütün gün.. Elimde sıcacık kahve fincanım izliyordum insanları,geçen arabaları, gemileri, bazen kuşlar geçiyordu, bazen bir kedi. Ama hep bir şeyler geçiyordu gözümün önünden.. O yüzden bu şehirde bu kadar gürültü var ve o yüzden ben penceremin arkasındayım.Sakinliği seviyorum, birazda karanlığı.. Elimdeki fincandan her yudum aldığımda bir şeyler aklıma geliyor,bir şeyleri düşünmek zorunda kalıyorum.düşnmeyi bırakabilirmiyim .Buna artık ben bile inanmıyorum.. İnsan inanmadığı bir şeyi nasıl bırakabilir ki? Sen inanmış mıydın beni bırakırken?Bir köşede daha önceden düşünmüş müydün bunu?Konu sen değildi bak yine aklıma geldin.. İlla bir yerde buluyorum seni neyse..
Hava kararıyor, sonra sokaklar biraz tenhalaşıyor..Güneş “yine geleceğim” der gibi veda ediyor bana.. Sen bana veda bile etmemiştin.. Güneş gibi bakmamıştın bana ama, onun gibi batmıştın ve onun gibi yakmıştın neyse konu sen değildi..
Bir ben miyim bu pencere arkasında ki diye merak ediyorum.. tek yalnız ben miyim? Orda tek başına bir kuş var uçuyor, yalnızca özgürce o da buldu arkadaşlarını,oda birleşti arkadaşlarıyla.. Sanırım tek yalnız benim.. Oysa ne güzel özgürce uçuyordu.. Neden yaptı bunu? Yoksa sende özgür kalmak için mi beni bıraktın? :) Neyse konumuz sen değildi..
Karardıkça ortalık kuşlarda kaybolmuştu..Güzelim yıldızlar parlıyordu gökyüzünde, ben penceremin arkasında acaba bu gece de yıldız kayacak mı diye bekliyordum..Hani belki bir yıldız kaysa seni dilerdim..Gözlerim yıldızların nöbetinde anlatmak istediğim sen değildi, seni dilemek hiç değil..
Birden elektrikler kesildi, dinlediğim müzikte kapanınca artık yapacak hiçbir şeyim kalmadı.. frank sinatra sustu... Dışarı çıkmalıydım.. Mp3 çalarımı yanıma alıp..Çıktım sokaklara..Sokak lambaları o kadar çaresiz duruyorlardı ki, çünkü elektrik onları terk etmişti birden bire.. güçsüz.. Haber bile vermeden, aynı senin gibi terk ediş şekline benziyor elektriğin çok acımasızca gidişi.. Neyse konumuz sen değildi.
Yürüyorum müzik kulağımda, hep de ağır parçalar yüklemişim iyiden iyiye boğuyor beni.. Yürüyorum ama nereye yürüdüğümü bile bilmiyorum. Zaten ortalık karanlık, ses duyamam kulağımda müziğin sesi.. Köpekler kovalasa koşamam, üstümde sen gittiğin günden beri olan yorgunluk var ama yürümeliydim hem zaten konumuzda sende değildi.
kimseler görmüyor birbirini.. Etraf öyle karanlık ve ben kimseyi duymuyorum yolun en sağından yürüyorum.Yürürken düşünüyorum düşünürken yürüyorum.. Acaba sende beni hiç bir yolda yürürken düşündün mü ? Bunu düşünmesi bile kötü neyse konumuz sen değildi..
Bir sokak lambasının altında oturuyorum.kesik olan elektrikler geliyor,
etraf birden aydınlanıyor.Nerdeyim diye bakınıyorum etrafa..O kadar çok yürümüşüm ki karanlık da kaç sokak geçtiğimden haberim bile yok. Şimdi geri kim dönecek diye düşünüyordum.Aynı yol tekrar geri yürünür mü diye düşünürken, aklıma sende acaba geri dönmek istedin fakat aynı şekil geriye nasıl dönerim diye korkup gelmedin mi düşüncesi yerleşti ?Neyse konumuz sen değil..
Yürüdüm aynı yolu tekrardan. Şarkının en güzel yerinde pili bitti mp3 çaların, buna isyan ettim. Tıpkı seninle her şey güzel giderken, bir anda ortadan kaybolmam gibi oldu. Aynı duygu olmasa da benzeriydi, neyse zaten konumuz sen değildi...
Eve vardığımda hala perdesi açık pencerem beni bekliyordu. Pc den açtım sevdiğim müzikleri. Bir kahve daha yaptım kendime onu da içtim.. yanında sevdiğim beyz çikoata...ne yakışıyorlar yanyana... Aynı biz gibi.. Hani yürürdük ya sahil boyu yan yana, ben arada kafamı eğer gözlerine bakardım sen “ne arıyorsun” derdin. Bende, “bir yerlerde karanlık olmalı, ona bakıyorum” derdim. Neyse bak yine aklıma geldin konumuz sen değildi..
Konumuz elektrik kesilmesin, bende seni düşünecek sebepler bulmayayım..ki sebeplere ihtiyacım yokken...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder