14 Ağustos 2010 Cumartesi

garip bir gün.. müge olunca..

Garip bir tarih.. 20.08.2008...

ajandama bakıncada çok hoşma gitmişti.. yazılışı da okunuşu da varoluşu da..
sabah güne başlarken sdece tarhinin ilginç olduğunu farkettim ama günün de ilginç ve karşık olacağı aklıma gelemezdi.

sabah 08.30da güzelim tatilde uyanıyorsun.. uyumak yerine... 
sallana salllan erkek kardeşinin gece salonda yaptığı tahribatları yoketmeye başlıyorsun.. minderler nerde.. gazete köşeye atılmış.. kllük sabah kadar kalınca koku daha da berbatlaşmış...
neyseki hızlı bir şekilde kıvama geliyor.. o arada.. çaydanlık hazırlanıyor.. çay demlenecek keyif çayı içilecek .. çayı beklerken hevesle gazetenin ilvesinden başlıyorsun.. günaydnda köşe yazarları ne yazmış.. dedikodular ne derken.. okuduktan sonra ben bunları nerde duymuştum diye düşüneceğine baksana tarihe .. 2 gün önceki gazeteyi okumamış olursun..
kendi kendine gülerek tost yapılır iştahsız bir şekilde yenilir. bu arada çay bardakda.. ama içilmiyor..
çünkü unutuldu..:)
11 ciwarı yeşilköye gitmk için hareket edilir. 
tam bilenler pastanesi önünde sibel arar... ve hemen ona transfer olunur.. eeee büyük ada macerasından beri görüşülmedi hasret giderilecek..
soohbet.. nescafe.. derken.. okula gitmek için depar alınır.. belki akşam capacity choclatte da bira ve sohbete devam kararı ile birlikte..
okula girince ders programını ayarlamak için.. kapıda .. okul müdiremizin okuld aolmadğı öğrenilince doing diye kafada bir ses oluşuyor. 
eee asıl program orda..gelecekmi falan derken anasınıfı katında ne oluyorki 
ewet doning sesine bir de kocaman gümbürdeme sesi eklenir.. bina da boya badana işlemleri, yerlerde cilalama olduğu için anasınıfı birimi çewrimdışıı görünüyor. geçersiz bir işlem yürtmüş oluyorum
neyseki müge aradı.. insana moral verecek mutlu şahsiyet arkadaşım.. okula geliyorum diyor.. ve bir süre sonra geliyor.. balayı izni malum..
sohbet edeeken bana eşlik edermisin diyor.. btn planı alt st olmuş biri olarak.. neden olmasın ki
atlıyoruz arabaya floryada bir cafe.. sahipleri yazlıktan arkadaşları.. mor koltuk inanılmaz rahat.. nescafee iyi geliyor. ama zaman hızla akıyor daha yaılacak bir sürü iş var mügenin elindeki yapılacaklar listesi alıyor asistanlığa geçiş yapıyorum .. her yapılan işe çizgi çekiyorum. fly inn de peçete arıyoruz düz turkuaz renginde ....nikah için...
carefur sa da bulamıyor.. rimel ruj için sevile giriyoruz.. o işlemde tamm.. buda çizildi . Şimdi Babür e gidilecek..işler 2 saat geriden gidiyor.. gerilem bende başladı.. 14de yapıalcak işi 16:30da yapıyoruz..babür n 2 kedisi war. aa emel kedi sever mi ıykk sewmez. tüylü hayvanlardan itina ile uzak duralım..
babür çok ısrar ediyor büyük emekle hazırladığı bolbobl biti ektiği bahçesine geçiyoruz birer bardak cola alıyoruz. bahçede hatıra fotoğrafları çekilyor..
sırada.. gelinlik alma war Nişantaşına .. müge beni akırköye bırakıyor..ben esra nın düğünde giyeceği elbiseyi almak için daimi terziye gidiyorum.. sadece elbise değil dikilecek olanların hepsi hazır alıyorum.. ewe donmeye hazırım.. sibelden haber bekleyeceğim.. capacity e gidermiyiz diye.
yolda cep telefonuma bakıyorum geleceğini ummadığım ama gelmesini istediğim mesaj gelmiş.. heyecandan elimdekileri nereye koyacağımı şaşırıyorum.. acabaa
evet hızlı karar verme anı oluyor....
karar veriliyor. eve giderken ömür plazadaki carrefyrsa ya bakalımda turkuaz peçete varmı? mavi var açık.. kahverengi mavi war.... göemedim. ewe hızlı gidip erkek kardeşimi kntrol edip durumu hizaya sokmak gerek
kardeşim ewde yokmuşş.. benimde olmayacağımı öğreniyor.. acele hazırlanıp çıkıyorum. taksi beklerken aklıma geliyor.. neden careurda birine sormadımki turkuaz peçete varmı? hemen içeri giriyorum çalışanı çağırıyorum varmıymışşş warmış.ama 6 tane..diğerleri depoda beklerseniz getiricem.. diyor çocuk.. getirsin. ama saat 17:30 18 deniz otobüsüne yetişebilmem gerek.. 
neyseki çocuk hızal getiriyor. 20 tane turkuaz peçete dolu bir poşetle ömür plazadayım. Danışmaya soruyoum yarın sabaha kadar bırakabilirmiyim . kabul etmiyorlar doğal olarak. ewe götrüp bırakmaya vaktim yok.. gözlükçüye soruyorum. bir gnde ikinci kez reddedildim
ne yapsam elimde poşetle kaldım.. 20 paket turkuaz peçete..
starbucks!!! denemekten ne çıkar. giriyorum
bendeki osewimli gülümseyişe hayır dememeli.. tüm sewimliliğimle rica ediyorum. 
eweeeeeeeeeeeeeet başardım kabul etti aldı..
koşarak taksiye gidiyorum. taksicler : benim sıram / hayır benim sıram derken tartışmaya başlıyorlar.. 
karar verin artık diye çıkan yüksek ses karşısında ikiside sus pus oluyor ve öndek araca biniyorum.
çok acele deniz otobüsne yetişmem laızm diyorum 15 dakika war.. 
ben sizi 5 dakikada yetiştiririm diyor kaptanım... kaptanım civanım 10 dakikada yeter.. yok 5 dakikadan uzun sürebili diyorum
17: 55 de deniz otobüsündeyim.
iyiki carrfurdan çıkınca bir hamburger aldım.. yoksa iştahsız yediğim yarım tostla kalacaktım.

eeee
ben bugünü naısl planlamıştım... işe gideekim çalışacaktım.. elimde psikopat isimli kitabımla.. çıkışta capacity e gidip bir bira eşliğinde keyif yapacaktım..
:)))))))))
planlı yaşamamak lazıımmışş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder