Her giden bir acı bırakır ardında. Büyük bir boşluk, yalnızlık, hiçlik... Koca bir terk edilmişlik.
Kalan perişan, yıkılmıştır. Mavi gökyüzü gibi bulutlanır bir anda, sel gibi yaşlar... Bakakalınır gidenin ardından, tükenmez umut, dalar gözler...
Belki...belki si vardır hala ya.. der.. ya...
Ya giden...
Hiç mi acımaz yüreği hiç mi acımaz...
Ayaklarının altında can kırıkları..
Ellerinde kırdığı kalpten akan kanlar... Yok olmanın boşluğunda gezinir.
Gidiyorsa yok mudur bir sebebi?
Görmez giden kalanı, göremez içindeki acıyı.
O an öyle bencildir ki kalan, terk edilen rolüne sımsıkı yapışır. Hak etmemiştir bırakılmayı, hak etmemiştir ayrılığı.
Avutulacaktır... kendince..
Ya giden...
Yargılanan, lanetlenen...Ahı alan...
Vazgeçilmesi gereken ama vazgeçilemeyen
Kalan öyle bir akıtır ki yaşlarını içine, konuşamaz,
Konuşmazsa gerçek olmaz terk edilişi..
Giden.. Terk edendir çünkü o. Tüm hakları alınmıştır elinden, dönemez.... Bile bile nefret edilen olmayı o tercih etmiştir. Etmiştir de neden?
Gidene sorulmaz ki neden. Vardır bir sebebi. Hem söylese de kimse dinlemez.
Yollar ayrılır...
Kalanın yaraları kabuk tutarken,
Giden günbegün erir, tükenir hayalde... Varoluşunu kaybetmeye başlar giden kalanda
Kalan, unutmaya yüz tutarken gideni, kendini kendinde bulmaya başlar gidende değil..
Kendinden gitmek ne mümkün...
Avuturken kendini gidenin acısıyla, yarasıyla kalan,
Yarasını onunla temizlerken....
Giden neden gitmiştir neden?.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder